Yapay zeka (AI) dil eğitmeni olan sistemlerin reklamları sosyal medyada sizin de karşınıza mutlaka çıkmıştır. Yapay zeka araçlarının çıkmasıyla bir dönem çok popülerlerdi. Hatta bir ara adeta taciz gibi her yerdelerdi.
AI karakterlerle sohbet etmek, bilgisayarın sizi “öğretmen gibi” yönlendirmesi, hızlı geri bildirim verme vaadi… Tüm bunlar, özellikle pandemi sonrası dönemde kullanıcıları fazlasıyla cezbetti. Ancak kısa süre içinde bu sistemlerin şöhreti sönmeye başladı. Biz bu konuya yabancı dil öğrenme açısından bakacağız. Çünkü dil öğrenme, yapay zekanın sunduğu kadar mekanik bir süreç değildir; insani temas, duygu, güven ve motivasyon gerektirir.
AI sistemlerinin en önemli problemi, hatalı yönlendirme ve bağlamdan kopuk cevaplar verme eğilimidir. Telaffuz örneklerinden gramer açıklamalarına kadar birçok noktada hâlâ insanla yarışabilecek düzeyde değiller. Üstelik bu hatalar sürekli tekrarlandığında, özellikle yeni başlayanlarda yanlış öğrenme riskini artırır. Birçok kullanıcı, yapay zeka ile pratik yaparken “yanlış ifadelerin doğruymuş gibi öğretilmesinden” şikayet ediyor. AI ile yabancı eğitimi konusundaki en önemli üç problemi gelin birlikte inceleyelim.
- Gizlilik ve Güvenlik
Yetişkinler bile AI sistemlerine ne bilgi verdiklerini çoğu zaman fark etmezken, çocukların bu platformlarda ne söylediğini takip etmek neredeyse imkansız. Çocuklar bazen özel hayatına dair bilgiler, aile içi durumlar veya paylaşmaması gereken detayları AI öğretmenlere açıklayabiliyor. Bu bilgiler şirketlerin veri havuzlarında depolanıyor mu? Nasıl kullanılıyor? Üçüncü taraflarla paylaşılıyor mu? Bu soruların net bir cevabı yok. Veliler için bu durum ciddi bir risk.
2. Gerçeklik Eksikliği
Tüm bunların ötesinde, yapay zeka hiçbir zaman gerçek bir öğretmenin sunduğu duygusal bağı, motivasyonu, sabrı ve pedagojik yaklaşımı sağlayamaz. Gerçek bir öğretmen, öğrencinin ruh halini anlar, ses tonundan çekingen olup olmadığını fark eder, ders temposunu öğrencinin ihtiyacına göre anında düzenler. Çocuklar için bu bağ çok daha önemlidir; sevdiği bir öğretmenle derse girmek, öğrenme isteğini doğrudan artırır. Bir AI karakterin ise bu bağı kurması mümkün değildir.
3. Sürdürülebilirlik ve Verim
Birçok kişinin AI sistemlerden gerçek eğitmenli sistemlere geçmesinin nedeni tam da budur. Gerçek bir eğitmenle yapılan bire bir dersler, yanlışları anında düzeltir, öğrenciyi cesaretlendirir, doğal bir sohbet ortamı sağlar ve konuşma kaslarını gerçek bağlamda çalıştırır. AI araçları elbette tamamlayıcı olabilir; ancak sürdürülebilir ve güvenilir gelişim için temel öğrenme insanla yapılmalıdır.
Çok sayıda çalışma ve anket, öğrencilerin büyük çoğunluğunun insan etkileşimini önemli bulduğunu raporluyor; örneğin bir saha çalışmasında %85’e varan bir oran “insan etkileşimi önemli” diyor. Sonuç olarak: dil, bir makineyle değil; bir insanla, gerçek bir eğitmenle öğrenilir. Çocuklar ve yetişkinler için en güvenli ve en verimli yol hâlâ insan odaklı online eğitmen sistemleridir.


